Kırmızı ile Mavi’nin aşk hikayesi



Simon Puttoc AşkBöceği’ni Sevgililer Günü için yazmış belli ki. Eh, şubat da çoktan geçti! Ama bakmayın, hikâye iki böcekten yola çıkarak sevginin, aşkın doğasına dair çok şey söylüyor. Küçük böceklere sevgi dersleri...
 
Eğer bir sevgiliniz varsa, sevgililer günü güzel bir şeydir, eğlencelidir, heyecanlıdır ve sürprizler doludur. Peki ama olmayanlar? Ah ah! Onlar için sokağa çıkmama günüdür, her yerde kalp görmekten ve her şeyin kırmızı olmasından gıcık olurlar, hem de ne biçim gıcık! O gıcık olmanın altında ise daha tatsız bir hal vardır: Hüzün ve yalnızlık! Üstelik bunun sonsuza kadar böyle süreceğine dair bir umutsuzluk hali! Yalan mı? Düşünün bir bakalım!
İşte kitabımız Aşk Böceği de böyle başlıyor. “Sevgililer Günü sabahında bahçedeki bütün böcekler bir araya toplanmış, kendilerine gelen aşk mektuplarını birbirlerine gösteriyorlarmış. Herkesin bir, bazılarının iki, bazılarınınsa ikiden FAZLA mektubu varmış.” Bakın şunlara hele! Hem ikiden fazla, hem de bildiğiniz mektup yahu! Demek böcekler aleminde hâlâ sevgi mektuplarla ulaştırılıyor, ne güzel! Güzel ama herkese değil işte. “Ama Uçuçböceği’nin hiç mektubu yokmuş. Yalnız ve mutsuz bir şekilde bir gül ağacının altında oturuyormuş.” Yazık ona! Değil mi ama, herkes mutlu ve kutlama havasındayken, minik ve güzel Uçuçböceği’ne bir tanecik bile mektup gelmemesi ne kadar da kötü! Ama durun durun, umutsuzluk dediğiniz şey saniyede değişir. Tıpkı bizim Uçuçböceği’ne olduğu gibi hayat sürprizlerle doludur. “Kırmızı gülün yapraklarının arasında. üzerinde Kırmızıya yazan bir mektup duruyormuş.” Bakmış Uçuçböceği, kendisinin kanatları da kıpkırmızı. Hemen anlamış gizli bir hayranından geldiğini ve havalara uçarak açmış mektubunu. Neler neler yazıyormuş bir bilseniz. “Sevgili Kırmızı, kanatların o kadar güzel ki! Keşke benim arkadaşım olsaydın. Hatta sevgilim ... İmza: ‘Mavi’.”
Bizim genç ve güzel hanım pek mutlu olmuş, kanatlarını pek açmasa da kanatlarının güzelliğini fark ettiği için Mavi’nin ne kadar da akıllı olduğunu düşünmüş. Sonra birden aklına gelivermiş! İyi de bu Mavi kim? Hemen düşünüp bulmuş. “Tabii ya, diye bağırmış. Yusufçuk mavi, ayrıca da çok yakışıklı!” Böyle olunca Kırmızı oturmuş hemen Mavi’nin mektubuna yanıt yazıvermiş. Mavi bu güzel karşılığı alınca, hemen başka bir mektup yazmış. “Seni seviyorum,” demiş Yusufçuk, “Beni seviyor,” diye düşünmüş Uçuçböceği.

EN DOĞRU BÖCEK MESELESİ
İki âşık böcek, birbirlerini hiç görmediklerini düşünmeden, hemen ailelerine durumu haber vermişler. Artık ikisinin de birer sevgilisi varmış ve çok mutluymuşlar. Başka bir mektup gelmiş: “Sevgilim Mavi. Ben de seni seviyorum. Sonsuza kadar birlikte olalım. İmza: Kırmızı.” Böylece nişanlanmaya karar vermişler. Ailelerine nişanlandıklarını söylemişler hemen. Mavi dayanamayıp aşık olduğu böceğine başka bir teklifte daha bulunmuş. “Bu gece ay çıktığında tam gülün altında evlenelim!” Uçuçböceği, havalarda uçaraktan annesine gitmiş ve bir gelinlik dikmesini istemiş. Ve o gece herkes gülün etrafında mutlu çiftin düğünü için toplanmış...
Ama bu arada Mavi’nin babası şöyle bir soru sormuş: “Oğlum, bu kızın senin için doğru böcek olduğuna emin misin? Henüz tamşmadık bile onunla.” Mavi çok eminmiş ve şöyle demiş: “O benim için sadece doğru kız değil, en doğru kız.” Fakat sonunda ay çıkıp da Uçuçböceği Böcek’i, Böcek de Uçuçböceğini gördüğünde... Tahmin edin ne olmuş! Ay çok fena! “Senin burada ne işin var?” diye bağırmışlar birbirine. “Ben buraya Yusufçuk’la evlenmeye geldim,” demiş Uçuçböceği. “Ben de Kelebek’le evlenlmeye geldim,” demiş
Böcek! Ah ki ne ah, ne büyük hayal kırıklığı, ne büyük yanlış anlama! İki tatlı ve sevimli böcek de kendini “aptal gibi” hissediyormuş... Ama hayat tabii ki her zaman sürprizini içinde barındırır. Bu yanlış anlaşılmadan da sanmayın ki kötü bir şey çıkacak. İki böcek birbirini tanıyınca, neler olabilir sizce? Heyecanlar içindeyiz!
Simon Puttock, şimdiye kadar 30’a yakın çocuk kitabı yazmış. O yüzden çocuklara göre yazmayı biliyor. Küçük maceraları minicik ayrıntılarla kocaman yapıyor ama aynı zamanda naif, eğlenceli ve komik de olabiliyor. Aşk Böceği de aynen böyle. Baksanıza iki böcekten güzel bir aşk hikayesi çıkarıyor. Yetmiyor, yanlış anlamayla mutlu hikayeyi çat diye yıkıyor, ama sonra pat diye tekrar mutlu anlara götürüyor.

Nazan ÖZCAN