Kuşlarla tanışmak için bir elkitabı...



“Genç Kaşifin Doğa Rehberi” serisinin ikinci kitabı çıktı. Serinin ilk kitabında Türkiye’nin Ağaçları konu edilirken, bu kitapta Türkiye’nin Kuşları ayrıntılı bilgiler ve güzel resimler eşliğinde tanıtılıyor. Kış iyice bastırmadan kırlara çıkmak ve küçük dostlarımızla buluşmak için iyi bir fırsat!

Leylek leylek havada, yumurtası tavada! Sonbahar geldi çoktan. Yaprakların dökülme, yazın sıeak renklerinin yavaşça hayatımızdan çıkıp yerlerini güzün kahvemsi tonlarına bırakma vakti. Aynı zamanda kuşlar için de çok önemli bir mevsimdir sonbahar. Kimi göç eder, kimi de geri döner. İşte Mandolin Yayınları da leyleklerin göç zamanı olan bu aya uygun bir kitap çıkardı. Adı Türkiye’nin Kuşları olan bu elkitabı, kuşseverler ve kuş gözlemcileri için kaçırılmaması gereken bir fırsat.

Kapağında da belirtildiği gibi, kuşlarla ilgili tam bir başlangıç kitabı var elimizde. Eğer hafta sonunda biraz boş zamanınız olursa, ailenizle birlikte çıkın sokağa, (uzağa gitmenize gerek yok) bir parkın içindeki banka oturun, hem bu kitabı okuyun hem de o güzelim kuşları yeni öğrendiğiniz bilgilerle tekrar değerlendirin. Ya da “Hayır, ben daha uzaklara gitmek istiyorum!” diyorsanız, atlayın arabaya, gidin Meriç Nehri kıyılarına; belki bir kervançulluğu görürsünüz. Anlayacağınız tam bir elkitabı bu. Türkiye’deki her türlü kuş türüyle ilgili bilgi veriyor. Hepimizin hor gördüğü kargalardan pembe flamingolara, İstanbul’daki hayatın çok önemli bir kısmını oluşturan martılara kadar bütün kuşları tanıtıyor kitap sırayla. Çok sıradışı bilgiler de verilmiş; her kuş gözlemcisi bile bilemez bazılarını. Örneğin, ibibiklerden hem İnciI’de hem de Kuran’da bahsedildiği, ağaçkakanların dalların alt kısmında baş aşağı gidebildiği ya da bir Yunan efsanesine göre, ünlü oyun yazarı Asiklos’un kafasına bir sakallı akbaba tarafından atılan kaplumbağa yüzünden öldüğü gibi... Sakın yırtıcıların dışlandığını düşünmeyin. Kanat açıklığı 2,5 metreyi bulan ve kemik bile yiyebilen, tehlikeli sakallı akbabadan; kızgın ifadelerine rağmen sempatik olan, deyimlere konu olmuş kukumav kuşuna kadar uzanıyor yazarın kanatları.

ÖTÜŞEN KUŞ RESİMLERİ
Yazının başında leylekleri bu kadar selamladıktan sonra onlar hakkında ayrıntılı bilgi vermemek de kabalık olur. Leylek dediğin, uzun bacaklarıyla kafamızın üstünde süzülüp duran, yeri gelince (soğuklar başlayınca) giden, yeri geldiğinde de o koca hantal gövdesini tekrar diğer yarımkürenin sıcak bölgelerine taşıyan bir kuştur. Yaptığı göçler yüzünden gözlemcilerin ilgisini çeker. Eğer bir leylek görmek isterseniz ya İstanbul Boğazı’na ya da Hatay’daki Belen Geçidi’ne gidin, üç kere leyleğe seslenin, gelip kendini size gösterecektir. (Bir kısmı benim yorumum tabii, ama her hayvan saygıyı hak eder, insanlara sesleniyorsak onlara da seslenmeliyiz!)

Leylek masallarını bir kenara bırakıp kitaba dönersek, kitabın gerçek gözlemcilere ve tabii çizerlere çok yardımcı olacak bir yönü de içindeki harikulade resimleri. Bütün kuşları gayet gerçekçi bir tarzda, renklerinin ayrıntılarıyla gösteren, capcanlı, neredeyse ötüşen kuş resimleriyle bezenmiş kitap. Bu resimler, gördüğünüz kuşları tanımanızı da kolaylaştıracak. Hatta bazı resimlerin yanında dişi mi erkek mi oldukları bile yazıyor, bazılarında ise yaklaşık ölçüleri veriliyor.

Kitabın arkasındaki alfabetik dizinli indeks, eğer belirli bir kuş üstünde çalışıyorsanız işinize çok yarayacak. İstediğiniz herhangi bir kuşun adının yanında o kuşla ilgili bilgilerin verildiği sayfalar belirtilmiş, böylece hemen bulacaksınız gerekli bilgiyi.

Kitabın en arkasında yer alan ve “Önemli Topluluklar” başlığı altında verilen sitelerden, sırf kuşlarla ilgili bilgi edinmek için değil, onları kurtarmak için harekete geçmek amacıyla da faydalanabilirsiniz. Aynı zamanda sonsözü de okumayı ihmal etmeyin, orada da kuşlarla ilgili ipuçları var.

Diyeceğim o ki; kuşlara meraklıysanız ya da kış iyice bastırmadan bir hafta sonunuzu yaban hayatın içinde geçirmek istiyorsanız, alın yanınıza bir çizim defteri ve tabii rehber olarak da bu kitabı, atlayın arabaya, atın kendinizi kırlara. Bakarsınız bir söğütbülbülünün o güzel şarkısını duyarsınız.

Ezel Dağlar ERGÜDEN