Geçmişten günümüze...



Mandolin Yayınları’ndan çıkan Antik Yunan Tapınakları ve Camiler adlı kitaplar, çocukları bir yandan mimariyle tanıştırırken, bir yandan da inanç kavramı ve mimari arasındaki bağlantılarla çok yönlü düşünmeye davet ediyor, üstelik tarihsel bilgiler de veriyor.

Televizyonda severek izlediğim programların başında, Antik çağları tanıtan belgeseller gelir. Örneğin Mısır ve Maya piramitlerinin yapım süreçlerini ele alan belgeseller, bu görkemli anıtların yapıldıkları döneme göre olağanüstü sayılabilecek tekniklerle nasıl inşa edildiklerini anlatır. Yapılacakları konumun belirlenmesi ve boyutlarının planlanması aşamasında, gökyüzündeki yıldızlara, gezegenlere göre hesaplamalar yapıldığını; binlerce insanın en basit aletlerle tonlarca taşı yonttuğunu; bunların insan gücü ile taşındığını ve metrelerce yükseğe kaldırılarak üst üste nasıl yerleştirildiklerini sanırım birçoğumuz bu programlardan öğrendik.

Mandolin Yayınları’ndan çıkan Antik Yunan Tapınakları ve Camiler isimli kitaplar da aynı televizyonlardaki belgeseller gibi, eski anıtların neden ve nasıl yapıldıklarını anlatıyor. Her detayın en ince ayrıntısına kadar ele alındığı çizimler sayesinde, kitapların filmlerin görsel zenginliğini hiç aratmadığını hemen baştan belirtmek isterim. Kitaplar tam bir ekip çalışmasının ürünü: Serinin yaratıcısı bir çizer, tasarımcı ve yazar olan David Salariya, yazarları ise Tarih eğitimi görmüş ve çocuk kitapları alanında uzmanlaşmış olan John Malam ve Fiona Macdonald. Resimler, tarihi yapıları yeniden canlandırma (rekonstrüksiyon) konusunda bir uzman olan Mark Bergin tarafından çizilmiş. Yorum ve tavsiyelerde bulunan danışmanlar da kitaplardaki bilgilerin en doğru şekilde aktarılması için nasıl titizlik gösterildiğinin kanıtı.

Sonuç ise çok teknik sayılabilecek iki konunun, akla gelebilecek her detayının aktarıldığı iki kaynak eser olmuş.

EGE’NİN TAPINAKLARI
Antik Yunan Tapınakları kitabı, yaklaşık 2500 yıl önce Ege Denizi çevresinde gelişen bu uygarlığın önemli kentlerini, yaşam biçimini kısaca tanıttıktan sonra, tapınakların nasıl planlanıp inşa edildiğini ve nasıl kullanıldığını anlatıyor. İlk aşama taş ocaklarında büyük blokların kesilmesi ve insan gücü ile taşınması. Tapınak mimarisinin tüm detaylarını, bir tepe üzerine yapılan bu binaların uzaktan bakıldığında kusursuz bir şekilde görülebilmesi için başvurulan yapım kurnazlıklarını, taş ve heykel ustalarının çalışma yöntemlerini öğrendiğimiz gibi; heykelleri yapılan tanrı ve tanrıçaları, düzenlenen tören ve festivalleri, gelecekten haber veren kahinleri de tanıyoruz. Kitap, günümüzde Türkiye, İtalya ve Yunanistanca bulunan çeşitli tapınakların ele alındığı bölüm, ardından tarihçe ve özel terimlerin açıklandığı bir sözlükle sona eriyor.

TABİİ Kİ MİMAR SİNAN...
Camiler kitabının ele aldığı asıl konu, 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu, Kanuni Sultan Süleyman ve Mimar Sinan. Kitaba Hz. Muhammed’in yaşam öyküsü ve İslamiyet’in doğuşu anlatılarak başlanmış. İslam inancının temel şartlarına, cami mimarisinin zaman içinde ve yapıldığı yörenin inşa geleneklerine göre nasıl bir gelişim gösterdiğine kısaca değiniliyor.

Kitapta, dünyanın dört bir yanındaki camiler arasında en mükemmellerinin, 16. yüzyılda İstanbul’da yapıldığının kabul edildiği belirtiliyor. Devasa kubbeleri, uzun ve zarif minareleri, içlerini süsleyen olağanüstü çinileri ile günümüzde bile hayranlık uyandıran bu eserler, tarihsel bağlamları içinde tanıtılmış. Mimar Sinan’ın saray baş mimarı olarak görevlendirilmesinin ardından, padişah için bir camiyi nasıl planladığı anlatılırken; binanın yapısal özellikleri, mihrap ve minber gibi özel bölümlerinin anlamı, ahşap oymaların, çini kaplamaların, pencere vitraylarının, yere serilen halı ve kilimlerin yapılışları da ayrıntıları ile aktarılıyor. Caminin çevresindeki okul, hastane, aşevi, misafirhane gibi hayır kurumları tanıtılırken, dönemin yaşam koşullarına da yer verilmiş.

Kitaptaki resimler çizilirken 16. yüzyılda saray nakkaşlarının minyatürlerinden ve İstanbul’a gelen yabancı ressamların gravürlerinden yararlanıldığı için, anlatılan dönemin en doğru şekilde betimlendiğini de vurgulamak gerek. Sona eklenen sözlüğün oldukça faydalı olması bir yana, kitaptaki önemli tarihlere yer veren sıralamada Miladi yılların Hicri karşılıklarının da verilmesi ve bu takvimlerin özelliklerinin anlatılmış olması da hoş bir detay. Kitapların yalnızca çocukların değil, bu konulara meraklı her yaştaki okurun ilgisini çekeceğine şüphe yok.

Şebnem AKALIN