Üç adımda yaşayan duvarlar


Roberto Piumini çağdaş İtalyan çocuk ve gençlik edebiyatının önde gelen isimlerinden.
Ancak Türkiyeli okurun kendisiyle tanışması biraz geç. Piumini, Mandolin Yayınları'ndan çıkan Çocuk adlı kitabında, devasız bir hastalığa tutulan bir çocuğun hüzünlü öyküsünü anlatıyor.
Mandolin Yayınları, geçtiğimiz aylarda bizi, çağdaş İtalyan çocuk ve gençlik edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olarak görülen Roberto Piumini'yle tanıştırdı. Romanımızın adı Çocuk. Kitabımızın kahramanı bir köyağasının oğlu. İsmi Madurer; yaşamı da bir hayli hüzünlü. Aslında bu hüznün tüm kitaba yayıldığını söylemek de mümkün.
Madurer, Nactual köyünün ağası Ganuan'ın biricik oğlu. Koşmakla bitiremeyeceği kadar kocaman bir konakta yaşıyor. Sayısız oda sadece ona ayrılmış. Ancak başka da bir şeyi yok çocuğun. Yani dışarı çıkıp sokakta, kırda oynayamıyor. Arkadaş edinemiyor bu nedenle. Bir hastalığı var ki çaresi yok. En mahir doktorları bir araya getirmesine rağmen, baba Ganuan çocuğunun gizemli ve şimdilik devası olmayan bir hastalığa tutulduğu dışında bir yanıt alamıyor sorularına. Ama eli kolu bağlı da duramıyor. Eve hapis, dünyadan mahrum yaşamaya mahkum olmuş oğluna, o dışarı çıkamıyorsa dışarıyı içeri getiririm, diye düşünüp ilginç bir hediye hazırlamaya koyuluyor. İşte bu noktada kitabın diğer önemli karakteri Sakumat'la tanışıyoruz.
Sakumat bir nakkaş. Sanatında hatırı sayılır bir üne kavuşmuş, üstelik Türkiye'de, Malatya'da yaşayan bir nakkaş. Yazar onu, "Genç değildi ama ihtiyar da sayılmazdı. Aklı başında kişilerin, başkalarının dostluğun u yitirmeksizin kendileriyle barışık kalmayı bildikleri yaştaydı," diyerek tanımlıyor. Sakumat güzelliğe tutkıın biri. Bazen etrafında gördüğü bir güzelliği, bazen hayal ettiği, kafasında yarattığı manzaraları nakşediyor. Birçok kişi onu evine çağırıp bir köşeyi, bir kapıyı veya bir cumbayı süslemesini istiyor. Sakumat ondan kimse talep etmese de resimler yapmaya devam edecek, özellikle kafasında yarattığı manzaraları resme dökmekten vazgeçemeyecek kadar sanatına aşık.
Günün birinde kapısını iriyarı, şişman Kumdi çaldığında da onun yine alışık olduğu türden bir iş için geldiğini sanıyor. Başına Malatya'nın kuzey yörelerine özgü takkelerden geçirmiş olan Kumdi konuştukça meraklanıyor. Ancak şehrin kuzeyinin yabanıl ve ıssız topraklardan ibaret olması Sakumat'ın başta işi reddetmesine neden oluyor. Kumdi, Nactual köyünün ağası Ganuan'ın ona vereceği işin değerinin büyük olduğunu, karşılığında alacağının da büyük olacağını söylüyor. Nakkaş vaat edilen karşılıktan çok, dağların güçlü ve mağrur efendilerinden birinin böylesine ısrarla kendisine gelmesine şaşırıyor ve işi kabul ediyor. Kitabımızın hasta kahramanı Madurer'le Nakkaş Sakumat'ın yolları işte böyle kesişiyor.

HÜZÜNLÜ BİR ÖYKÜ
Goethe Enstitüsü Avrupa Birliği "Kültür Köprüleri" etkinlikleri kapsamında Erzurum'a da gelen, romanın yazarı Roberto Piumini, yazarlığa geçmeden önce birkaç yıl öğretmenlik, tiyatro ve kukla sanatçılığı yapmış. Ayrıca roman ve öyküler dışında tiyatro oyunları, şiirler, fabl, masal ve balladlar, senaryolar, radyo ve televizyon metinleri, şarkı sözleri ve opera metinleri de kaleme almış. Sanatın böyle birçok alanında üretim yapmış olmaktan belki, Piumini'nin tasvir yeteneği çok güçlü. Çocuk, aslında çocuk ve gençlere yönelik yazıldığı düşünülürse yadırgatıcı derecede hüzünlü bir roman. Ancak yazar romanın dört bir yanında karşımıza çıkan zengin tasvirleri sayesinde bu hüznü dağıtmayı başarıyor. Tabii yine de anlatılan öykü çok trajik olduğu için son sayfayı çevirdiğinizde ağzınızda buruk bir tadın kalmaması zor.
Madurer'in hastalığını babası Ganuan nakkaşa şu sözcüklerle anlatıyor:
"Bazıları oğlumun vücudunun havadan bir takım zararlı maddeler aldığını, ışığın bunları güçlendirdiğini söylüyor. Fakat bu maddelerin ne olduğunu, oğlumun nasıl korunabileceğini hiçbiri bilmiyor. Hepsi Madurer'in konağın iç bölümünde ve dış etkilere en kapalı yerinde oturmasını, bir kaç kat nemli tülbetten geçmiş havayı solumasını, odasının dışarıya açılan penceresi olmamasını ve doğrudan ışık almamasını sıkı sıkı öğütledi, sadece akşam ışığı alabilirmiş:' Nakkaş bunları dinledikten sonra konağın odalarına, çocuğun küçük dünyasının sınırları olan duvarlara bakıyor. Ağa Ganuan'ın teklifi işte bu duvarların süslenmesi.
Sakumat, ağanın teklifini kabul ediyor ve Madurer'le tanışıyor. Bu noktadan sonrası Sakumat'ın ve Madurer'in kafa kafaya verip duvarları nasıl süsleyebileceklerine dair uzun sohbetleriyle, kurdukları olağanüstü hayallerle dolu. Hayaller ilk adım. Resimlerle duvarları donatmaları ikinci adım. Ve bir de üçüncü adım var. Bu da duvarlardaki resimlerin yaşamaya başlaması, duvarların sınır olmaktan çıkıp dünyaya dönüşmesi oluyor. Çocuk romanının, ilkgençlik çağına yönelik okur için kaleme alındığı açık. Fakat en azından benim için bir ilkgençlik romanı olmanın ötesinde yaşamasızlık ve sanat ilişkisine dair de bir roman oldu.

Onat Bahadır