Evdeki şeker kavanozu ayaklanırsa!

Çocuklarımızın sorunları ortak, bu sorunların çözümlerinde kullanılacak anahtar da üç aşağı beş yukarı aynı. Ama olay o anahtarı bulabilmekte! Pedagog Ayşen Oy’un yazdığı Pedagojik Öyküler başlıklı dizi, sekiz kitabıyla o anahtarı sunma iddiasında. Üstelik hem ebeveynlere hem de çocuklara!

Deniz ıslaklık hissiyle uyandı. Yine olan olmuştu. Son zamanlarda geceleri altını ıslatıyordu. Böyle gecelerde çarşafını sessizce kendisi değiştiriyor, sabah da hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Ailesi durumun farkındaydı. Anne ve babasının, ‘Bize anlatmak istediğin bir şey var mı?’ sorusunu Deniz, ‘Geceleri yatağıma yağmur yağıyor,’ diye yanıtladı ve ailesinin yağmur bulutlarının gitmesi için kendisine yardım etme önerisiyle rahatladı.”

Elbette Deniz yalnız değil. Pedagojik Öyküler Dizisi içinde yer alan Yatağıma Yağmur Yağdı adlı kitap, bu sorunu yaşayan çocuklara yalnız olmadıkları bilgisini veriyor. Anne babalara da sorunu çözmelerinde çocuklarına yardımcı olmaları konusunda yol gösteriyor.

Deniz’in yatağının üzerindeki yağmur bulutlarını kovalamak için ailecek plan yapılıyor. Ama iş Deniz’de bitiyor. Planı başarıyla uygulayan Deniz, kısa bir süre sonra yatağının üzerindeki yağmur bulutlarından kurtuluyor.

Pedagojik Öyküler Dizisi hem ailelere hem de çocuklara yönelik sekiz kitaplık bir seri. Serinin her bir kitabı gece kâbuslarından kardeş kıskançlığına, okul korkusundan marka düşkünlüğüne, temizlik alışkanlığından sağlıklı beslenmeye kadar pek çok farklı konuda hikâyeler içeriyor. Hikâyelerin her biri, çocuklar kadar anne ve babalara da mesajlar içeriyor. Bu anlamda dizi “gökten düşen üç elma”nın hakkını veriyor. Elmaların biri sevimli ufaklığa, biri anneye, biri de babaya.


NE YAPMALI

Pedagog Ayşen Oy, serinin ilk kitabı Ayaklı Şeker Kavanozu’nda, “Gerçekleri Saklama Üzerine Bir Hikâye” kaleme almış. Hikâye özetle şöyle: Can’ın karnı ağrıyor ve en sevdiği yemeği yemeden masadan kalkıyor. Annesi sofrayı toplarken, şeker kavanozunun yerinde olmadığını fark ediyor. Kavanozun nerede olduğunu düşünürken, iyi gecelek dilemek için Can’ın odasına gidiyor. Kavanozu Can’ın yatağının yanında görünce, “Can bu ne?” diye soruyor. Can kavanozun ayaklanıp odasına geldiğini, içindekileri de yolda dökmüş olabileceğini ileri sürüyor.

Şimdi bir mola verelim. Hep birlikte düşünelim. Siz Can’ın annesi olsanız ona ne derdiniz?

“Öyle şey olur mu? Hiç kavanoz ayaklanır mı?”

“Şekerleri yedin! Şimdi de bu hikâyeyi uyduruyorsun!”

“Bu kadar çok şeker yediğin için dişlerin çürüyecek!”

“Yemek yerine şeker yediğin için büyüyemeyeceksin!”

Liste uzayıp gidebilir. Oysa bakın Pedagog Ayşen Oy hikâyeye nasıl devam ediyor: “Demek bizim şeker kavanozumuz ayaklıymış!’ dedi annesi. ‘Yürüyen bir kavanozumuz var, öyle mi?”

Pedagojik Öyküler Dizisi, anne ve babalara sorunlar karşısında nasıl davranmaları gerektiğini söylerken, ne yapmamaları gerektiğini de kulaklarına fısıldıyor. Eğer Can’ın annesi ilk akla gelen yanıtlardan birini verseydi Can’ın savunma mekanizmalarını harekete geçirecek ve bu durum onun doğruyu görmesini engelleyecekti. Oysa annesi hiçbir yorum yapmadan, yalnızca sorular sorarak, Can’ın hatasını kendi kendine görmesini sağlıyor. Hikâyenin sorunun merak edenler için: Kahramanımız annesine doğruları söylemediği için vicdan azabı duyuyor ve annesine gerçekleri anlatıp ondan özür diliyor.

Belki gerçek hayatta işler bu kadar kolay değil. Sorunlar bir defada çözülmüyor. Ama anne babalara ömür boyu kullanabilecekleri bir anahtar veriyor. Çocuklar da bol çizimli bu kitapları okurken hem eğleniyor hem de öğreniyor.

Özlem Konur Usta