Dünya Çocukları Tanışıyor

Unesco’nun 1979 yılını “Çocuk Yılı” ilan etmesinin hemen ardından TRT, 23 Nisan şenliklerini uluslararası katılıma açmaya karar verdi. Bu girişim sayesinde o günden  bu yana her yıl pek çok çocuk Türkiye’ye geliyor. Yeni arkadaşlar edinen, yeni kültürler tanıyan, “öteki”nin elinden tutabilen ve büyüklerin kavgalarına inat el ele verip oyunlar oynayabilen çocuklar, içimizin iyice daraldığı şu günlerde yarına dair hepimize umut veriyor...

Mandolin Yayınları da farklı kültürlerin ve coğrafyaların çocuklarını tanıştırmak için “Dünya Çocukları Tanışıyor” isimli bir kitap yayımlamış. Burak Şentürk’ün yazdığı ve resimlediği kitapta, farklı ülkelerde yaşayan 15 çocuk kendi yaşamını ve kültürünü anlatıyor. Mısırlı, Kızılderili, Eskimo, Amazon, Aborjini, Japon, Rus, Çinli, Meksikalı, Hawaiili, Hollandalı, Hintli, Afrikalı ve Nepalli çocuklar, farklılıklar ve benzerlikler penceresinden arkadaşlarına sesleniyor.

“Biz Nepalliler için hayat bir karıncayı incitmemek, yeni açmış bir çiçeği dalından kopartmamak demektir” diyen Tuyen, “Benim insanlarım hayvanlara saygı gösterirler. Onlarla aramızda yazılı olmayan bir anlaşma vardır” diyen Nijeryalı Amari, “Bumerang adı verilen av aletimi çok uzaklara avlanması için yollasamda bana mutlaka geri döner. Tıpkı en yakın dostlarımız olan evcil hayvanlarımız gibi” diyen Aborjin Katoomba, “Dini inançlarımıza göre inek kutsal sayılır” diyen Hintli Madhuri, “Japonlar hep filmlerde gördüğünüz gibi karate yapan insanlar değildir” diyen Japon Takumi, “İlk takvimi atalarımız yapmış” diyen Meksikalı Balbas, “Ülkemizde hiç dağ yok, dümdüz ve yemyeşil bir ülkede yaşıyoruz” diyen Hollandalı Anouk, “Aktif volkanlar sebebiyle adamızın yüzölçümü her geçen gün genişliyor” diyen Hawaiili kız ve diğer çocuklar, yaşıtlarına yaşamlarından parçalar sunuyorlar.

“Dünya Çocukları Tanışıyor”, ötekinin dilini, dinini, kültürünü anlamasa da onunla arkadaş oluyor, el ele oyun oynuyor. Bayram rüzgârı büyüklerin bu günlerde iyice kararan içini biraz olsun serinletiyor...

Çocuklar! Sizi sadece bir günlüğüne makam koltuğuna oturtan ama sonrasında Çocuk Hakları’ndan bile söz etmeyen büyüklerin değil de, sizi gerçekten dinleyen, sizinle oynayabilen, salıncakta sizinle birlikte sallanmakla küçülmeyip daha da büyüyen, sizi “birey” ve “insan” yerine koyan büyüklerin izinden gitmeniz umuduyla... Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun...