Kılavuz, Eylem, Deneyim, Umut - Ocak 2009

Örnek sayfaları ekranda tek tek inceledim ve böyle bir kitabın varlığından mutluluk duydum. Ertesi gün zihnimde sabitlenmiş bir mavi zemin görüntüsüyle kitapçıda raflar arasında dolaşırken, paraşütü açılmış çocukların mavi gökyüzünde uçtuğu kapak resmini karşımda buldum; üzerinde şöyle yazıyordu: “Herkes Özgür Doğar.” Kitaba erişebileceklerin sayısı arttığı için mutluluğum katlandı.
Bu kitabı bir grup çocukla birlikte okuyup, onların izlenimlerini öğrenme şansım oldu. Bir hafta öncesinde kutladıkları Çocuk Hakları Günü nedeniyle evrensel haklar konusunda ön hazırlığı olan çocuklarla her sayfayı paylaştık. Böyle bir görsel çeşitlilik çok az kitapta yakalanabilir gerçekten ve sözcüklerle görüntülerin güç birliği, insan hakları gibi bir konunun çocuklarla paylaşılmasında kesinlikle çok işe yarıyor. Hiçbir sözcüğün, 5. maddeyi (“hiç kimsenin bizi incitmeye ve işkence etmeye hakkı yoktur”) Jane Ray’in üzerinde yanık izleri ve kırmızı lekeler (!) olan oyuncak bebek görüntüsüyle ifade ettiği kadar iyi anlatabileceğini sanmıyorum. Galiba çocuklar da böyle düşündü.
Onlarla dikenli tellere takılmış kâğıttan turna kuşlarının resmine bakarken, Sadako’nun öyküsünü paylaştık. Elinde terazi tutan adalet tanrıçasının gözlerinin neden bağlı olduğuna anlam vermekte güçlük çektiler; tarafsızlıktan söz ederken “Themis ile Justitia’nın farkını erişkinler de hâlâ tartışıyor, çocuklar” diyemedim; öte yandan, simgesel de olsa gözü kapalı adalet anlayışının bu yaşta bile sorgulanabileceğini fark ettim.
“Herkes Özgür Doğar,” her çocuğun elinde görmek istediğim türden bir kitap...

Şiirsel Taş
[email protected]